3 Mart 2018 Cumartesi

Albert Camus - Yabancı

Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevi'nden bir telgraf aldım: "Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak. Saygılar" Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür. (s. 11)

Adamcağız boyuna, "Anlamak lazım efendim, anlamak lazım," diyordu. Oysa kimse bir şey anlar görünmüyordu. Onu da götürdüler. (s. 87)

Uzun zaman sonra, ilk defa olarak Marie'yi düşündüm. Günlerden beri bana mektup yazmamıştı. O akşam düşündüm ve kendi kendime, belki de bir idam mahkumunun metresi olmaktan bıkmıştır artık, dedim. Sonra, belki hastalanmış veya ölmüş olacağı da aklıma gelmişti. Olağan şeylerdi bunlar. Ama şimdi birbirlerinden ayrı olan vücutlarımız dışında, bizi hiçbir şey birbirimize bağlamadığına göre, nasıl bilebilirdim bunu? Zaten, o andan itibaren Marie'nin hatırası beni ilgilendirmez oldu. Ölmüşse artık bana neydi bundan. Ben öldükten sonra herkesin beni unutmasını nasıl doğal buluyorsam, bunu da öylece doğal buluyordum. Onların benimle ilgileri kalmamıştı artık. Böyle bir şeyi düşünmenin acı olduğunu bile söyleyemezdim. (s. 104)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder