27 Ocak 2017 Cuma

William Shakespeare - Macbeth

Olmayan bir şey olandan çok sarsıyor beni. (s. 14)

Giyinip kuşandığın umut sarhoş muydu yoksa?
Uykularda mıydı şimdiye dek?
Uyanınca ürktü anlaşılan,
Yemyeşil, sapsarı kesildi,
Renk renk hayaller kurarken! (s. 23)

Kendimi bilmemek daha iyi
Ne yaptığımı bilmektense! (s. 34)

Saate bakarsan gündüz şimdi:
Ama karanlığa boğulmuş göğün lambası.
Ya gecenin zaferi bu,
Ya da gün utanıyor doğmaktan.
Karanlıklar sarmış dünyamızın yüzünü
Diri aydınlıklar öpecekken. (s. 42)

Kötülükle başlayan kötülükle sağlamlaşır. (s. 53)

Azmış kudurmuş bir denizin ortasında
Sağa sola boşuna yalpa vurup
Olduğumuz yerde sayar gibiyiz. (s. 76)

Ama unutma ki bu aşağılık dünyadasın:
Çoğu zaman kötülüğü baş tacı edip,
İyiliği çılgınlık sayan dünyada. (s. 78)

Kan ağla, zavallı memleketim, kan ağla!
Güçlü zorbalık, oturt sapasağlam temellerini:
İyiliğin yüreği yok sana karşı durmaya.
Yap yapacağın kötülüğü: Her hak senin artık. (s. 80-81)

Ahı gökleri tuttu milletin, duyan yok.
En büyük acılar gündelik kaygılara döndü.
Ölüm çanları çaldığı zaman kilisede,
Kimin için çaldıkları sorulmuyor bile.
Doğru insanların ömrü çabuk tükeniyor,
Şapkalarına taktıkları çiçeklerden daha çabuk!
Hasta olmadan ölüveriyor insan. (s. 86)

En uzun gecelerin de bir sabahı var. (s. 89)

Her şeyi unutturan tatlı bir ilaç verip bize,
Atamaz mısın göğsümüzü daraltan zehri,
Yüreğimize çöken o baskıyı içimizden? (s. 98)

Yarın, yarından sonra bir yarın, bir yarın daha
Sürüp gidiyor günden güne küçük adımlarla;
Geçmiş günlerimiz ise nice sersemlere ışık tutmuş
Ölüm yolunda, toz toprak olmazdan önce.
Sön, cılız kandil, sön! Hayat dediğin ne ki:
Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede:
Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek!
Bir daha duyulmayacak artık sesi.
Bir aptalın anlattığı masal bu:
Kuru gürültüler, deli saçmalarıyla dolu. (s. 101)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder