27 Ocak 2017 Cuma

George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

"Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız." (s. 49)

Büyük Birader'in gözleri paranın üstünden bile sizi izliyordu. Paraların, pulların, kitap kapaklarının, bayrakların, posterlerin, sigara paketlerinin üstünden... her yerden. Hep sizi izleyen o gözler ve sizi sarıp kuşatan o ses. Uykuda ya da uyanık, çalışırken ya da yemek yerken, içeride ya da dışarıda, banyoda ya da yatakta... kaçış yoktu. Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında, hiçbir şey sizin değildi. (s. 51)

Geleceğe ya da geçmişe, düşüncenin özgür olduğu, insanların birbirlerinden farklı oldukları ve yapayalnız yaşamadıkları bir zamana; gerçeğin var olduğu ve yapılanın yok edilemeyeceği bir zamana:

Tekdüzen çağından, yalnızlık çağından, Büyük Birader çağından, çiftdüşün çağından; selamlar! (s. 52)

Düşüncesuçu, ölümü gerektirmez: Düşüncesuçunun KENDİSİ ölümdür. (s. 52)

Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir. Buna izin verilirse, arkası gelir. (s. 106)

Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi; ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz, yüreğinizin içi, sırrını korurdu. (s. 197)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder